|
Bal, gayret perileri
(arılar) eliyle, insanoğluna sunulan en önemli nimetlerden biridir.
Uygarlık ilerledikçe birçok suni tatlılar bulunmuş, fakat şimdiye kadar
hiçbir tatlı besin maddesi bu tabii cevherin yerini alamamıştır. Bundan
sonra, nice yüzyıllar geçse bile durum değişmeyecektir. Zira bal, o
gayret perileri (arılar) tarafından, binlerce çiçeğin şifa kokan gizemli
ağuşundan, binbir itinayla devşerilen enerji iksiridir.
Şifalı birçok ilaçlar acıdır. Bal ise tabii olarak hazırlanmış tatlı bir
ilaçtır. Bu nedenlerden dolayı, tarih boyunca bütün milletler ona
gereken önemi vermişlerdir.
Milattan önceki dönemlerde, Mezapotamya'da bulunan Sümerler ve
Babillilerle, Anadolu'da yaşamış olan Hititler, balın ilahi bir cevher
olduğunu benimseyerek; büyük bir önemle tıpta kullanmışlardır.
Eski Mısırlılarda bal; temizlik, ahlak temizliği ve saflığın sembolüdür.
Nitekim, Firavun mezarları içerisinde tahminen 3200 yıllık bal
bulunmuştur ki; koyu bir renk alarak kurumuş olmasına rağmen,
temizliğinden pek bir şey kaybetmediği anlaşılmıştır.
Son zamanlarda İtalya'da çok eski bir tapınağın odalarında, vazolar
içinde bulunan 2600 yıllık bal da koyu bir hamur halini almasına rağmen
bütün niteliklerini olduğu gibi saklamakta olduğu görülmüştür.
Eski Yunanlılar da bala büyük bir değer vermişlerdir. Bir gün, 109 yıl
yaşamış bulunan kimyager Demokrit'e: " Çok yaşamanın sırrı nedir? " diye
sormuşlar da; o da " İçerden bal, dışardan yağ " cevabını vermiştir.
Keza, milattan 400 önceleri yaşamış olan Hipokrat da hekimlikte balı
ilaç olarak kullanmış ve özellikle akciğer ve kalp hastalıkları ile
nefes darlıklarında daima bal tedavisi uygulamıştır.
Eski Hintlilerin de; yıllanmış balın iyi bir ilaç olduğuna dair kesin
inançları vardı. Hint hekimleri balı öksürük, kalp, akciğer ve barsak
hastalıklarında kullanırlardı.
Eski çağlarda, hırçın tabiatlı, sinirli ve kederli kimselere bal kürü
tavsiye edilirdi. Bugün de ülkemizin birçok bölgelerinde bu eski
geleneklere bağlılık, sık sıkıya sürmektedir.
Atalarımız da bir zamanlar bal ve arıya karşı çok rağbet etmişlerdir. |